Medikal Estetikte Güncel Yaklaşımlar
· Dr. Necip İlker Karakaş · İçerik güncellemesi:
Medikal estetik son yıllarda yön değiştirdi. Bir zamanlar gözle görülür bir değişim beklenirdi; bugün gelen hastaların çoğu tam tersini istiyor. Kendi yüzünü koruyan, sadece dinlenmiş görünen bir sonuç; yakınlarının “ne yaptırdın” diye sormadığı türden. Bu beklenti bizim çalışma biçimimizi de değiştirdi.
Yüze Bütün Olarak Bakmak
Muayenehanemizde tek bir bölgeye karar vermeden önce yüzün tamamına bakarız. Hacmin nerede azaldığı kadar cildin durumu ve mimiklerin hangi tarafa yüklendiği de hesaba girer. Yalnız bir noktaya odaklanan plan o noktayı düzeltir ama çoğu zaman yüzün geri kalanıyla uyumunu bozar.
Gülme çizgisi bunun en bilinen örneği. Çizgiden rahatsız olan hastanın aklına ilk gelen, oluğun içine dolgu koydurmak olur. Oysa o çizginin en sık nedeni orta yüzdeki hacim kaybıdır. Doğrudan oluğa dolgu verdiğinizde çizgi biraz yumuşar, ama üstteki ağırlık yerinde kalır ve ağız çevresi gereksiz yere dolgunlaşır. Doğru sıra önce hacmin kaybolduğu yeri desteklemek, çizgiye ancak ondan sonra dönmektir. Bu ayrımı hacim kaybı mı, cilt gevşekliği mi yazısında daha uzun anlattık.
Şikayetin Altındaki Neden
Aynı cümleyle gelen iki hastada bambaşka bir tablo çıkabilir. “Yüzüm düştü” diyen birinde mesele hacim kaybıdır; bir başkasında doku sarkması. İkisinin çözümü aynı değil. Sarkmanın baskın olduğu bir yüze hacim eklerseniz görünüm hafiflemez, tersine ağırlaşabilir. “Yorgun görünüyorum” diyen hastada ilk akla gelen göz altıdır, oysa o ifadeyi bazen şakak çukurluğu yapar. Saç dökülmesiyle gelen hastada ise sebep hormonal olabileceği gibi demir eksikliğine ya da tiroit hastalığına da bağlı olabilir. Orada işe önce sorularla başlarız.
Sorun yanlış tanımlanmışsa, teknik olarak kusursuz yapılmış bir işlem bile beklediğiniz sonucu vermez. Hayal kırıklığıyla sonuçlanan uygulamaların çoğunda sıkıntı uygulamanın kendisinde çıkmaz. Daha baştan yanlış hedefe nişan alınmıştır.
Azdan Başlayıp İlerlemek
Aynı yaşta iki kişinin cildi birbirine hiç benzemeyebilir. Yaşam biçimi ve beklentiler de öyle. Bu yüzden herkese aynı protokolü uygulama alışkanlığı artık geçerli değil. Plan her hastada yeniden kurulur.
Her şeyi tek seansta bitirmeyi de tavsiye etmeyiz. Az miktarla başlayıp dokunun nasıl cevap verdiğini görmek sizi geri dönüşü zor sonuçlardan korur. Eksik kalanı sonraki seansta tamamlamak kolaydır, fazlasını geri almak ise her zaman o kadar kolay olmaz. Dolguda mesela, ilk seansta verilen hacmin nasıl oturduğunu görmeden üstüne eklemeyiz. Doğallık tarafı da var. Tek seferde yapılan büyük değişim yüzde hemen belli olur; bakan kişi neyin değiştiğini bilmese de bir şeyin değiştiğini anlar. Kademeli gidildiğinde çevrenizdekiler farkı görmez, sadece iyi dinlenmiş göründüğünüzü söyler.
Geri Alınabilir Malzeme
Hastaların pek sormadığı ama bizim planlarken üzerinde en çok durduğumuz konulardan biri, kullanılan malzemenin geri alınıp alınamadığı. Hyalüronik asit içerikli dolgular hyalüronidaz denen bir enzimle çözülebilir. Sonuçtan memnun kalmadıysanız ya da araya tıbbi bir gereklilik girdiyse, o dolguyu ortadan kaldırma imkanı vardır. Bu, karar verirken sizi de bizi de rahatlatır.
Kalıcı sentetik dolguları bugün tercih etmememizin sebebi de burada. Geri alınamazlar ve geç dönemde komplikasyon riski taşırlar. Ayrıntısını dolgu eritme sayfasında bulabilirsiniz.
Cildin Kendisi
Hacim ve kontur konuşulurken cildin kendisi uzun süre geri planda kaldı. Artık öyle değil. Cildin nem dengesi bozulmuşsa, elastikiyeti azalmışsa ya da lekeler öne çıkmışsa bunu mezoterapi ya da PRP gibi uygulamalarla, bazen de kolajen uyarıcı yaklaşımlarla destekliyoruz.
İyi planlanmış bir hacim çalışması bile cilt kalitesi zayıfsa beklenen etkiyi vermez. Nemli ve dokusu düzgün bir cilt ışığı iyi yansıtır; aynı hacim o ciltte daha genç görünür. Bu yüzden bazen hastaya dolgudan önce cildini toparlamayı öneririz.
Hangi Uygulama Ne İçin
“Bana dolgu mu lazım, botoks mu” sorusu sık gelir. Bunu uzaktan söylemek mümkün değil, ama beklentinizi doğru kurmak için kaba bir çerçeve işinize yarar. Dolgu hacim eksikliğine yöneliktir. Botulinum toksin, yani halk arasındaki adıyla botoks, mimik kaslarının yaptığı çizgilere yöneliktir. Mezoterapi ve benzeri uygulamalar cildin kendisini hedefler. Biri ötekinin yerine geçmez; her biri ayrı bir sorunun karşılığıdır.
Merak ettiğiniz uygulamayı bir hekimle yüz yüze konuşmak, bu işe başlamanın en sağlıklı yolu.
Sık Sorulan Sorular
Sonucun doğal durması neye bağlı?
Hacmin doğru bölgeye konmasına ve miktarın ölçülü tutulmasına. Yüzün tamamına bakılmadan tek bir bölgeye yüklenildiğinde bakan kişi bir şeyin değiştiğini hemen fark eder. Azdan başlayıp seanslara yaymak da doğallığı korur.
Her şeyi tek seansta bitirmek neden istenmiyor?
Hem güvenlik hem doğallık için. Az miktarla başlayıp dokunun cevabını gördükten sonra devam etmek sizi geri dönüşü zor sonuçlardan korur. Ayrıca yüz, tek seferde yapılan büyük değişimi belli eder; küçük adımlarla ilerlendiğinde etmez.
Bana hangi uygulamanın uygun olduğunu önceden bilmem gerekir mi?
Gerekmez. Muayenede önce sorunun ne olduğunu ayırırız; hacim kaybı mı, cilt kalitesi mi, mimik çizgisi mi, yoksa doku sarkması mı. Uygulama seçimi bu ayrımdan sonra gelir.
Sonuçtan memnun kalmazsam geri dönüş var mı?
Hyalüronik asit içerikli dolguları hyalüronidaz enzimiyle çözebiliriz. Botoksun etkisi zaten kalıcı değildir. Zamanla kendiliğinden geçer. Kalıcı sentetik dolgularda böyle bir geri dönüş yolu olmadığı için onları tercih etmiyoruz.
Genç yaşta başlamak doğru mu?
Belirli bir yaş sınırı yoktur. Bizim baktığımız, o yüzde gerçekten bir ihtiyaç olup olmadığıdır. Bazı uygulamalar koruyucu amaçla erken dönemde gündeme gelebilir. Ancak uygulamaların tamamı yetişkinler içindir ve karar muayenede verilir.
Muayenehanede uyguladığımız işlemlerin tam listesine ve her birinin bilgilendirme sayfasına uygulamalar sayfasından ulaşabilirsiniz.